Yazı Tarihi : 23 Temmuz 2007
Değerli Dostlar;
Günlerdir heyecanla 23 Temmuz. Sabahını bekledim. Yeni umutlara gebe… Ve yeni bir gelecek için…Her sabah bir Türk kahvesi içmek benim için bir ayin gibidir. Ama bu sabah hayatımın en acı kahvesi eşliğinde naçizane bir şeyler yazmaya çalışıyorum.
Herkesin bir siyasi ve dini görüşü vardır. Benim de sade vatandaş olarak kendimce görüşlerim vardı. ne kadar hüzünlü, ne kadar üzgün, ne kadar kırgın olduğumu şu an kelimelerle ifade etmekten acizim. Ben kendimce insanlara küsmüş ve içim de yeni bir misyon geliştirmiştim. Şimdi bu sabah, bugün ne kadar da akıllı düşündüğümü fark ettim. Ve kendi kendimi tebrik ettim. Gerçekten de artık sokakta gördüğüm her on kişiden beşi Brütüs’dür benim için…
Bekir Coşkun geçen hafta kaleme aldığı yazısın da (ALIŞIRIZ) diyordu. Çok da kızmıştım. Bugün ne kadar doğru yazdığı alenen orta da meğer çoooktan. Alışmışız biz.
23. Temmuz artık benim için bir milattır. 23 Temmuzdan itibaren Türk olduğum ve Türkiye de yaşadığım için aciz ve esef içindeyim.
Artık aspirini çukulataya sarma devri çoktan geçmiş. Artık aspirini sek olarak alabiliriz. Artık en (acı pirinç)leri bile çiğneyerek yiyebiliriz… Bundan böyle…
Buradan şehit kanı ile yıkanmış ÇANAKKALE’YE sesleniyorum.
Ey aziz şehitler; kanlarınızı boş yere dökmüşsünüz. Ayağında yırtık çarık bir öğün hoşafla açlığını bastıran aziz şehitler;(Cumhuriyeti biz böyle kurtardık) diyordunuz… Bizler de Cumhuriyeti böyle teslim ettik işte, haberiniz ola!
Bundan iki ay önce bir İran’lı hanımefendi ile sohbetim de bana Tahran günlerini, hayatını, ailesini ve Humeyni’ yi anlattı. Bir gece de hayatlarının nasıl alabora olduğunu nasıl kaçtıklarını… Şimdi ben de yazarın dediği gibi alışıyorum…
Buradan İZMİR’E sesleniyorum; oy veren eller, dillerden dökülen sözler sizlere nağme gibi gelmiş… Şiir olup yüreğinize işlemiş. Sizi asla rahatsız etmemiş demek ki? Buradan sarıya boyanmış Türkiye haritasına bakıyorum. Ve ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Artık( bir Kürdistan’ımız bile yok ) diyenler… Sizler de sevinin…
Buradan Sayın Mehmet Ağar’a sesleniyorum; kendilerini bu haysiyetli ve onurlu davranışından dolayı tebrik ediyorum. Ve… Başkalarını da haysiyetli, onurlu olmaya davet ediyorum. Yeter artık küçük zihniyetlerden, vazgeçin. Muhalefet olsun, benim olsundan, küçük olsun benim olsun hesaplarından vazgeçin. Hiç olmazsa onurlu ölün… YETER! Düşmanımın düşmanı dostumdur. Devlet Bahçeli’yi de gösterdiği performanstan dolayı tebrik ediyorum. Ama yine tek galip var o da Tayyip Erdoğan… Bükemedim ama elini de sıkmayacağım asla…
Tanrı kırkılmış kuzunun rüzgârını az eylermiş… Bizler de artık kırkılmış kuzuyuz… Allah bizi korusun artık. Anayasayı. Cumhurbaşkanlığı makamını da Tanrı’ya emanet ediyorum..
Buradan Anıt Kabir’e sesleniyorum; artık inanma ve güvenme… Biz son nesildik… Tükendik. Bütün sözlerini geri al… Bütün emeğini gücünü haram et… Ne işin var Bandırma vapurun da? Başbakanın oğlu gemi almış… Yakın da bir de Queen Mary alır. Sen de TÜRK Rakısı ile sakız leblebiden vazgeç Atam…
Viski ile (Amerikan fıstığı iyi gidiyor) diyorlar şimdiler de…Ben de bu sabahtan itibaren Türk kahvesini bırakıyorum…
Artık ben de Esperesso içeceğim ATAM…
GÜL TURAN
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

Twitter
Myspace
Digg
Del.icio.us
StumbleUpon
Yahoo
Newsvine
Googlize this
Facebook














